Kültürel Ötrofikasyon Nedir? Kültürel Ötrofikasyonun Nedenleri ve Etkileri

1

Kültürel Ötrofikasyon, insan faaliyetleri sonucu su ekosistemine kanalizasyon, temizlik malzemesi ve gübre gibi aşırı oranda besin maddesi içeren maddelerin karışması sonucunda oluşur.

ötrofikasyon nedir kisaca, ötrofikasyon meydana getirdiği sonuçlar, ötrofikasyon hava kirliliği midir, ötrofikasyon ekolojik dengeyi nasıl etkiler, ötrofikasyon nedir etkileri nelerdir.

Her ne kadar ötrofikasyon su kütlelerinde doğal olarak gerçekleşse de, toprak kullanımı ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan değişiklikler “kültürel ötrofikasyon” olarak da bilinen daha hızlı ötrofikasyon oranına neden olur.
Ötrofikasyon, bir su kütlesindeki oksijen seviyelerini tüketen doğal olarak oluşan bir işlemdir. Doğal ötrofikasyon, yüzyıllar boyunca uzun bir zaman diliminde gerçekleşen kademeli bir süreçtir. Çok miktarda bitki ve alg gelişimini teşvik eden gölde toplanan fosfatlar gibi fazla miktarda maddelerle ilgilidir.
Bu algler öldüğünde ve çürüdüğünde, su içerisinde bulunan yüksek oksijen seviyeleri kullanılır. Bu durum, çoğu zaman su ekosistemine zarar veren toplam oksijenin tükenmesine yol açar. Özellikle balıklar ve diğer su organizmaları açısından kötü sonuçların oluşmasına neden olur.
Kültürel ötrofikasyon şu anda dünyadaki milyonlarca göl ve su kaynaklarını etkilemektedir. Genellikle bu, gübre, kimyasallar, sabunlar ve deterjanlar aracılığıyla bir dizi besleyicinin eklenmesi sonucu oluşur. Bir gölde besin konsantrasyonundaki sürekli bir artış, ekosistemin kendi kendini saflaştırma özelliğini azaltır ve hatta bir su kütlesinin erken ölümüne bile yol açabilir.

Kültürel Ötrofikasyonun Nedenleri Ve Etkileri

Ötrofikasyon, özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’nın yoğun nüfuslu bölgelerinde çok önemli bir problem haline gelmiştir ve yıkıcı etkileri vardır. En çarpıcı etkisi algal çiçekleridir. Suyu yeşile döndürdükleri ve suya giren güneş ışığını sınırladıkları için çıplak gözle kolayca tespit edilebilirler.
Sınırlı güneş ışığı penetrasyonu sucul bitkilerin fotosentezlenmesini engelleyerek ölümlerine neden olur. Daha az fotosentezleyici bitki aynı zamanda diğer organizmalar için daha az oksijen anlamına gelir ve sudaki oksijen eksikliği, daha fazla su kirleten ve çevreye zarar veren kitlesel balık ölümlerine neden olur. Aynı zamanda ekosistem dengesini de değiştirir, çünkü sudaki azalan oksijen seviyesi onlara zarar vermese bile, altta yaşayan türler onlara ulaşan, azalan ışık miktarından etkilenebilir.
Ötrofikasyon, su içinde ölen kritik kütle noktasına ulaşırsa, ölü cisimleri parçalamaktan sorumlu olan mikropların da işlerini yapmak için oksijene ihtiyaçları vardır, bu durum oksijenin daha çabuk tükenmesine neden olur.
Artık yaşamı destekleyecek yeterli oksijenin bulunmadığı bir noktaya gelebilir. Bu düşük oksijen bölgelerine hipoksi denir ve bu da ölü bölgelerin oluşmasına neden olur.
Ölü bir bölgenin büyük ölçekli örneklerinden biri Meksika Körfezi’dir. Gübre ve kimyasal akış nedeniyle neredeyse deniz yaşamından mahrum büyük bir hipoksi bölgesi haline gelmiştir. Bu alan 2002 yılında 21,756 kilometrekare rekor boyutuna ulaşmıştır. Yerel ve uluslararası ekonomi üzerinde büyük ve geniş kapsamlı etkileri olmuştur. Özellikle önemli ticari ve rekreasyonel balıkçılık hipoksi bölge tarafından tehdit altındadır.
Benzer şekilde, Baltık Denizi, son 40 yıl boyunca ortalama 49.000 kilometrekarelik ortalama dünyadaki en büyük ölü bölgelerden birini içeriyor. Yine, insan faaliyetlerinden kaynaklanan aşırı besin maddelerinin beslediği algal çiçeklenmelerden kaynaklanmıştır.
Ötrofikasyon ayrıca, su kütlesinin besin dengesindeki değişime bağlı olarak istilacı türler için çevresel koşulları daha uygun hale getirebilir. İyi bir örnek, doğal olarak ötrofik koşullarda yaşamaya adapte edilmiş olan Sazan’tır. Bir su kütlesinin oksijen seviyesi azaldığında, yerli türler acı çekip azalsa bile sazan normal olarak yaşayabilir.
Ötrofikasyon hem insanların, hem de hayvanların sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bazı alg çiçekleri, sinir sistemini hızla etkileyen ölümcül bir bileşik olan anatoksin-a gibi tehlikeli toksinler üretir. Yeşil-mavi alglerin çiçekleri, siyanobakteriler, 19. yüzyılın sonuna kadar hayvanların ve vahşi yaşamın zehirlenmesiyle bağlantılıdır ve maalesef hala canlı organizmalar için önemli bir risk oluşturmaktadır.
Ayrıca, siyanobakteriler suyun tadını değiştirerek, içilmesi için su arıtmasını daha pahalı hale getirir. Uygun olmayan koku ve tatın yanı sıra, istenmeyen organik bileşiklerin bolluğu, su arıtma işlemlerini daha da zor hala getirir ve boruların aşınmasına neden olur. Tarım veya lağım suyundan salınan azot ayrıca kıyı mercan resiflerinin sağlığını da tehdit eder, çünkü kireçlenmeyi azaltır, mercanlar üzerinde yosun büyümesini arttırır ve mercan hastalıkları için mükemmel koşullar yaratır.

Ötrofikasyonu Önlemek İçin Ne Yapılabilir?

Ötrofikasyondan, muzdarip ülkelerde azot ve fosfor kirliliği kaynaklarını azaltmaya yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Ancak, iklim değişikliği ve öngörülen nüfus artışı, gelecekte bu kaynaklar üzerinde kontrolü daha da zorlaştıracaktır.
Şu anda uygulanabilecek önlemlerden bazıları:
Deterjanlarda fosforun azaltılması,
Sürdürülebilir tarımsal uygulamaların benimsenmesi,
Kimyasalların günlük yaşamda kullanılmasının ortadan kaldırılması,
Azot ve fosforu atık sudan uzaklaştıran su arıtma tesislerinin kullanılması.
Biyomanipulasyon, Daphnia, bu küçük kabuklular, beslenerek siyanobakterilerin aşırı büyümesini önlemeye yardımcı olur.
İnsanlar arasında artan farkındalığa ve ülkelerin tatlı su kalitesini iyileştirme çabalarının artmasına rağmen, kültürel ötrofikasyon, su ekosistemine ciddi etkileri olan ciddi su kirliliği nedeni olmaktadır. Ötrofikasyonun önlenmesi, uzmanlar ve bilim insanları, çiftçiler, çevre kuruluşları, politikacılar ve hatta halk dahil olmak üzere toplumumuzun farklı bölgelerinin işbirliğini gerektirir.
Tatlı su kaynaklarımızın temiz olmasını sağlamak hepimizin yararınadır. Su olmadan, mavi gezegendeki yaşam mümkün değildir.

dm.crn

One thought on “Kültürel Ötrofikasyon Nedir? Kültürel Ötrofikasyonun Nedenleri ve Etkileri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Fosil Yakıt Nedir? Fosil Yakıtların Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

Sal Nis 23 , 2019
Fosil yakıt, ölü bitki ve hayvanların kalıntılarından oluşan esas olarak kömür, akaryakıt veya doğal gaz olan hidrokarbonlardır.
Fosil Yakıt Nedir? Fosil Yakıtların Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?